Mescid sözcüğü ise yine Arapça’daki secd(e)’den türeyip secdeye varılan yer ibadet yeri demektir.secdeye varılan yer ibadet yeri demektir. Zaman içinde bu dini mimarilerde küçüklere mescit büyüklere cami denilmiştir. Büyük camilere selatin camileri denir. Üstü açık yerlere namazgah denilmiştir. Cami Allah’ın 99 adından biridiri.

Cami Nedir Cami ve mescit nedir Dağınık şeyi toplamak, biriktirmek, birleştirmek, elbise giymek anlamındaki “c-m-`a” kökünden türeyen câmi’, toplayan, bir araya getiren, birleştiren, müellif, mürettip demektir. Dinî terim olarak, toplu ibâdet edilen yerlere denir. Kur’ân ve sünnette câmi, mescid kavramı ile ifade edilmiştir. Mescid; secde edilen yer demektir. Yeryüzünde ilk yapılan mescid, Mekke’deki Mescid-i Haram’dır (Müslim, Mesâcid, 1). Hz. Muhammed (a.s.)’in ilk yaptığı mescid ise Medine yakınındaki Kuba Mescidi, daha sonra da Mescid-i Nebevî’dir. Mescidler; beldelerin Allah’a en sevimli mekânları (Müslim, Mesâcid, 288) ve Allah’ın evleridir (Münâvî, II,445). Kur’ân ve sünnette camilerin yapımı, bakımı, temizliği ve cemaatine çok önem verilmiştir. Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe îman eden, namaz kılıp zekat veren ve sadece Allah’tan korkan kimselerin imar edeceği (Tevbe, 9/18), Allah için bir mescid bina edene Allah’ın da o kimse için cennette bir köşk bina edeceği (Münzirî, Terğîb, I/193), buna mukabil Allah’ın mescidlerinde Allah’ın adının anılmasına ve mescidlerin harap olmasına çalışanların en zalim kimseler olduğu (Bakara, 2/114) bildirilmiştir. Camilerde sadece Allah’a ibadet edilmesi (Cin, 72/18), camilere güzel-temiz elbiselerle gidilmesi (A’râf, 7/31), camilerin temizlenmesi (Bakara, 2/125; Hac, 22/26) Allah’ın emridir. Namazlarını camide cemaatle kılan müslüman 27 kat daha fazla sevap kazanır (Müslim, Mesacîd, 249, I, 450). Diyanet İşleri Başkanlığı, 1986 yılında Ekim ayının ilk haftasını camiler haftası ilan etmiştir. Camiler Haftasında, camilerin ve cemaatin önemi, yazı, va’z, konferans ve hutbelerde anlatılmakta, camiler ve çevresi gözden geçirilmekte, yıllık bakım, onarım ve temizliği yapılmaktadır. Bu Makalenin Devamını Oku;

“Mescid-i harama kimler giremez? Ehl-i kitap da giremez mi? Mescid-i Haramın sınırı neresidir?”

Kur’ân-ı Kerim Mescid-i Haram’a kimlerin giremeyeceğini şu âyetle hükme bağlar: “Ey iman edenler! Müşrikler pislikten ibarettirler. Bu sebeple, bu yıllardan sonra Mescid-i Harama yaklaşmasınlar. Eğer fakirlikten korkarsanız, bilin ki Allah dilerse sizi bol nimetiyle zenginleştirecektir. Muhakkak Allah Alîm’dir (Bilendir), Hakîm’dir.”1

Bu âyet müşriklerin, yani putperestlerin, yâni puta tapanların, yani kâfirlerin Mescid-i Haram’a girmesini yasaklamıştır. Gerek ziyaret etmek, gerek teknik hizmet vermek, gerekse hangi nedenle olursa olsun, münkirlerin ve kâfirlerin Harem-i Şerif’e, yani Kâbe’ye sokulması ve girdirilmesi haram bulunmaktadır. Kâbe’nin emniyet ve güvenliğinin sağlanması Müslüman’ların en tabiî vazifeleridir.

Mescid-i Haram, Kâbe-i Muazzama’nın etrafıdır. Bu mübarek Mescid, Müslüman’ların kıblesi olduğuna hürmeten Harem-i Şerif diye de anılmaktadır.

Bu âyetin hükmü inkâr içinde olmayan ehl-i kitabı kapsamaz. Fakat emin olmadıklarından endişe edilirse, gerekli tedbirleri almak Müslüman’ların vazifesidir.

Dipnotlar:

1- Tevbe Sûresi, 9/28

dini sohbet, dini chat, dini sohbetler, dini sohbet odaları, dinisohbet, dinichat, dini sohbet siteleri

İnsanın, eşi ve çocuklarına vakit namazı kıldırmasını değerlendirir misiniz? Ben eşime ve kızıma imamlık yaparak namaz kıldırabilir miyim? Bu durumda müezzin kim olacak?”

Yüce dinimizde fertlere farz olan her bir ibadet, aynı zamanda toplumsal birer değer de taşımaktadır. Nitekim oruç, zekât ve hac doğrudan sosyal muhtevalı birer ibadet oldukları gibi; namaz da evimizde olsun, camilerimizde olsun cemaatle kılınmaya teşvik edilmiştir. Böylece hemen her ibadette “insan” unsurunun mümkün olan en ileri düzeyde bir araya gelmesi ve kaynaşması hedeflenmiştir.

Her ne kadar namazı tek başına kılmakla zimmetten kurtulmuş oluyorsak da, mümkün olan her yerde cemaatle kılmak, tek başına kılmaktan daha faziletlidir. Peygamber Efendimiz (asm) namaz hususunda ümmetini sürekli cemaate yönlendirmiştir.

*Ebû Zer (ra) bildirmiştir: Peygamber Efendimiz (asm) buyurdu ki: “İki kişi bir kişiden, üç kişi iki kişiden, dört kişi de üç kişiden daha hayırlıdır. O halde cemaate sarılınız. Çünkü Allah ümmetimi ancak hidayet üzere bir araya toplar. (Ümmetimin bir araya toplanmasında ancak hayır ve hidayet vardır.)”1

*Ebû Hüreyre (ra) bildirmiştir: Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) buyurdu ki: “Cemaatle kılınan namaz, kişinin tek başına kıldığı namazdan yirmi beş derece daha üstündür. Gecenin ve gündüzün melekleri sabah namazında bir araya gelirler.”2

*İbn-i Abbas (ra) bildirmiştir: Peygamber Efendimiz (asm) buyurmuştur ki: “Allah’ın himayesi ve şefkati cemaatin üzerindedir.”3

Namaz için en kâmil olanı, mümkünse camiye, mescide veya ibadet mahalline gitmektir. Çünkü Müslüman’ları ibadet niyetiyle Allah için bir araya toplayan en geniş kapsamlı yerler mabedler veya mabed hükmündeki yerlerdir. Camiye veya ibadet mahalline gitmek mümkün olmadığında bulunduğumuz yerde (meselâ, evimizde veya iş yerimizde) namaz mükellefi olarak kimler varsa bir araya gelip cemaat teşkil edebilir ve vakit namazını birlikte cemaatle kılabiliriz. Bu durumda yine namazın yirmi beş derece üstün feyiz ve sevabından inşaallah hissedar oluruz.

Bir dinlenme ve sığınma yeri gördüğümüz evlerimizi, çoluk çocuğumuzla birlikte mescid kılmamız mümkün. Çünkü çoluk çocuğumuzun ibadet sevgisini zihnine yerleştireceği ve kulluğunun bilincine varacağı en etkin birimlerin başında, hiç şüphesiz, kendini içinde bulduğu ve içinde kimliğini kazandığı yuvası ve ana ocağı gelir. Bu ocakta yaptığı ve tattığı ibadetlerin zevkini ve lezzetini ömrü boyunca unutmaz, etkisi ileri yaşlarda da kendisini ibadete yönlendirecek derecede inşallah silinmez, ruhunda hep o mutlu namazdan etkin izler kalır. Bu izler, onu Cennete kadar götürebilecek bir istikametin ilk adımlarını da teşkil edebilir.

Evlerimizde cemaat teşkil ettiğimiz zamanlarda içimizden seçeceğimiz imamın erkek olması, okuyuşunun düzgün olması ve namaz bilgisine sahip olması yeterlidir. Bu, evin reisi olabilir, evin rüşt çağındaki oğlu olabilir, baba veya dede olabilir veya yakın ve mahrem bir akraba olabilir. Cemaat sünnet-i seniyye üzere saf düzeni alır. Yani imamın arkasında erkekler, sonraki safta ise hanımlar ibadet için el bağlarlar. Çocuklar diledikleri yerde durabilirler. Namazların cemaatle kılınması için imamdan sonra, erkek veya kadın, bir kişinin cemaat olması yeterlidir. Müezzinliği cemaatten birisi, erkek olsun, hanım olsun fark etmez, yapabilir. Eğer cemaat içinde müezzinlik yapacak birisi yoksa, imam kendisi de yapabilir.

Allah kabul etsin.

Dipnotlar: 1-Câmiü’s-Sağîr, 1/95 2-Buhârî, Ezan, 31; Salât, 87 3-Tirmizî, Fiten, 7; Nesâî, Tahrîm, 6

dini sohbet, dini chat, dini sohbetler, dini sohbet odaları, dinisohbet, dinichat, dini sohbet siteleri

Gayrimüslimlerin mabetlerinin camiye çevrilmesiyle ilgili İslâm’ın hükmü nedir?”

Dinimize göre öncelikli olarak adalet esastır. Adalet, hukuk ve yürürlükteki yasalar ve teâmüller çerçevesinde hareket edilir, edilmelidir.

Eğer kendi yasaları veya teâmülleri izin vermiyor ve söz konusu mabette kendi usullerince ibadet yapan gayr-i Müslimler rıza göstermiyorlarsa, o mabedi camiye çevirmek dinen de caiz olmaz.

Esasen “Senin dinin sana; benim dinim bana”1 özgür yaklaşımını getiren Kur’ân’da, fitneye âlet olmadığı sürece, gayr-i müslimlerin inançlarına karışmamak esastır. Bir gayr-i müslim, mabedini kendi usulünce kullanmaktan alıkonulamaz.

İslâmiyet mabedleri değil, gönülleri fethetmeyi esas alır. Â Dipnotlar:

1- Kâfirun Sûresi

Nostalji Sohbet
Sponsor Reklam
Tevhid Takvim
Temmuz 2014
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Haz    
 123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031