Tevhidedavet

Burası category.php şablonu, Cennet,Dini Sohbet,Dualar kategorisindeki yazılar görüntüleniyor.

Peygamberimizin Duâlarından Örnekler

Peygamberimizin Duâlarından Örnekler

Abdullah bin Abbas -radıyallahu anhüma-dan ri­vâyete göre Peygamber Efendimiz’in duâlarından bi­ri şu duâ idi:

“Yâ Rabb! Kalbimi nurlandır, gözümü nurlandır, ku­lağımı nurlandır, sağımı nurlandır, solumu nurlandır, üs­tümü nurlandır, altımı nurlandır, önümü nurlandır, arkamı nurlandır ve beni nûr eyle (bir başka rivayette) benim damarlarımı nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, saçımı nurlandır, yüzümü nurlandır.” (1)

(1) Buhârî, Deavât, 9; Müslim, Müsâfirîn, 181;

Mugîre bin Şu’be’den rivayet olunduğuna göre Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-in dualarından biri de şu idi:

“Başka bir ilâh yok, ancak Allah var. O’nun şerîki yoktur. Mülk O’nundur, hamd de O’nundur. O her şe­ye kaadirdir. Allah’ım, Senin verdiğine engel olacak da yoktur, vermediğini verecek de yoktur. Ve servet sahi­bi olanlara servetleri sana karşı bir menfaat veremez. Ya­ni servetine güvenerek sana âsî olanları o servetleri kurtaramaz.” (2)

2) Buhârî, Ezân, 155, Deavât, 18; Müslim, Salât,193; Tirmizî, Salât, 108;Muvattâ’, Kader, 8; İbn Hanbel, Müsned,3/87.

« Devamını okuyun...

Hadislerle Cuma Gününde Duâ

Cuma Gününde Duâ

Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-dan rivâyet olunduğuna göre Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz Hazretleri buyurmuşlardır ki:

“Cum’a gününde bir saat vardır. Allah’ın kullarından bir müslim namazda ve kıyamda iken Allah Teâlâ’dan niyâz ile bir şey isteyip duâsı o saate tesadüf ederse Allah teâlâ Hazretleri o kimsenin dileğini verir.” Böyle buyurduktan sonra mübarek küçük parmağının ucuna işaret buyurdu. (11)

Cum’a gününün içindeki saat, küçük parmağına nisbetle parmağın ufak ucu ne kadar ise, güne nis-betle o kadar az bir müddetdir ki o saat içinde her halde duâ müstecâb olur demektir. Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri:

– ‘Cum’a günü, ibâdet ve ezkâr ile mü’minle-rin kalbi mesrûr olacak bir bayram günüdür’ (12) buyurmuşlardır.

-“Size bir sûre haber vereyim mi ki, azameti semâ ile arz arasını doldurmuş, onu yetmişbin melek teşyî’ etmiştir? O sûre Kehf süresidir. Kim cum’a günü bu sûreyi okursa Allah onu öteki cum’aya kadar bu sûre ile mağfiret eder, sonunda üç gün de ziyâdesi vardır. Ve semâya ulaşan bir nûr verilir ve Deccal’in fitnesinden muhafaza edilir. Yatacağı vakit bu sûrenin sonundan beş âyet okuyan hıfz olunur ve gecenin istediği vaktinde kaldırılır.” (13)

“Ey Rabbim! Perşembe günü ümmetimin erkenden yaptığı işleri bereketli kıl.” (14)

Hadîsin şerhinde deniliyor ki, bugünün evvelinde bir ihtiyacını tedarik etmek, nikâh akdetmek ve bunun gibi mühim işler sünnettir.

“Cum’a gününde; Yani perşembeyi cumaya bağlayan gece iki rek’at namaz kılıp Fâtiha’dan sonra onbir defa Zilzâl Sûresini okuyan kimseyi Allah Teâlâ kabir azâbından ve kıyâmet korkularından emin kılar. ” (15)

“Şu duâ ile cum’a günü herhangi bir saatte dua edilirse sâhibine muhakkak icâbet olunur.” (16)

“Cum’a gününde bir saat vardır, mü’min bir kul namazda duâ ederken Allah ‘dan bir şey ister ve o saate denk gelirse Allah muhakkak ona icâbet eder. Ashab-ı kirâm: ‘Bu saat hangi saatdir yâ Resûlellah” dediklerinde: “İkindi namazı ile güneş batması arasındaki vakittir.” buyurdular.

“Cum’a namazından sonra daha oturduğu yerden kalkmadan yüz defa

diyen kimsenin yüzbin günâhını, ana ve babasının da yirmidörtbin günâhını Allah mağfiret eder.” (17)

 

 

Cuma Namazından Sonra Duâ

İmam-ı Suyûtî el-Câmi’u’s-sağîr’inde rivâyet eder ki: Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Kim cum’a namazından sonra -konuşmadan ve kalkmadan- ihlâs sûresini, Felâk sûresini ve Nâs sûresini yedişer defa okursa Allah Teâlâ onu gelecek cum’aya kadar, zarar verici şeylerden muhafaza buyurur,” (18)

Her namazdan sonra:

Li-îlâfi Kureyş Sûresi sabah ve akşam veya beş vakit namazın akabinde en az onbir kerre okunmağa devam edilirse bi-iznillahi Teâlâ kişinin hayat tehlikesinden emin kalacağını İmam Rabbânî Mektûbat’ında haber veriyor.

 

kaynak hadisler:


(11) bk. el-Ezkâr, 80; Buharî, Deavât, 61.
(12) el-Câmi’u’s-Sağîr.
(13) bk. Tuhfetü’z-zâkirîn, 269
(14) Tirmizî, Ticâret, 41.
(15) Râmûzü’l-ehâdîs, 427 (Deylemî’den)
(16) el-Cami’u’s-Sağîr.
(17) Buharî, Deavât, 61.

(18) el-Câmiu’s-Sağir.
 

« Devamını okuyun...

Hz. Ali’nin (ra) bir duâsı: Kenzü’l-Arş,Dini Sohbet

  • Tarih : 6 Haziran 2012
  • Kategori : Dualar
  • 1 Yorum

Hz. Ali’nin (ra) bir duâsı: Kenzü’l-Arş,Dini Sohbet

Kenzü’l-Arş duâsı nedir? Kuvveti ve sıhhati hakkında bilgi verir misiniz?”

Önce şunu belirteyim: Bir duâ metninde önce sıhhat değil; duânın Kur’ân ve sünnetin genel ruhuna uygunluğu aranır. Kur’ân’ın ve sünnetin ruh-u aslisine uygun bulunan her metinle duâ yapılır. Çünkü esasen duâyı duâ yapan husus, metinden çok bizim hulus-u kalbimiz ve niyetimizdir.
Kaldı ki, Kenzü’l-Arş duâsı kuvvetli ellerden çıkmış ve bize kadar ulaşmış bulunmaktadır. Hazret-i Ali (ra) tarafından tertip edildiği ve Ehl-i Beyt tarikiyle rivayet edilen ve aslı Kur’ân’dan alınmış bulunan Kenzü’l-Arş duâsı, Mecmuâtü’l-Ahzab’ta geçiyor. Ne kadar sıklıkla okuduğunu bilmesek de, bu duâyı bir hususî vird olarak kabul ettiğini bildiğimiz Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, Rumuzât-ı Semâniye Risâlesi olan Yirmi Dokuzuncu Mektûb’un Sekizinci Kısmının İkinci ve Üçüncü remizlerinde bu duâdan bahsetmektedir. Üstad Hazretleri bu remizleri, “Kenzü’l-Arş duâsının feyzinden gelen bir nükte-i Kur’âniye”, “Kenzü’l-Arş’ın birinci nükte-i Kur’âniyesi”, “Kenzü’l-Arş duâsının feyzinden gelen Üçüncü Nükte-i İcâziye” başlıkları ile işlemektedir.
Kenzü’l-Arş duâsı başta Peygamberler, büyük melekler ve “Bismillahirrahmanirrahim” hakkı ve hürmeti için ve Fatiha Sûresinden başlayıp Kur’ân’ın Sûre-i Celilelerinin tamamının ilk âyetlerini zikrederek, sûrelerin hakkı ve hürmeti için, Kur’ân’daki kelime ve hecâ harflerinin hakkı ve hürmeti için, peygamberlerden büyük meleklere ve büyük zatlara kadar bütün muhterem zatların hakkı ve hürmeti için, insanoğlunun ve melâikenin muhtelif hal ve sıfatları esnasında zikrettikleri Allah’ın isimleri hakkı ve hürmeti için Allah’tan af, bağışlanma, mağfiret ve çok geniş bir çerçeve içinde ihtiyaçlarımızın karşılanmasını isteyen geniş, faziletli ve tesirli bir duâdır.
Duânın başlangıç kısmı Allah’ın Erhamü’r-Râhimîn, Hannân, Mennan, Bedîü’s-Semâvâti ve’l-Arz, Zü’l-Celâli Ve’l-İkram isimlerine ve Allah’ın Kerim zatını zikre tahsis edilmiş. Bu yüce isimlerin şefaatiyle özrümüzün kabulünü, ihtiyaçlarımızın giderilmesini, isteklerimizin verilmesini, günahlarımızın bağışlanmasını istiyoruz ve nitekim günahları Erhamü’r-Râhimîn olan Allah’tan başka hiç kimsenin bağışlayamadığını dile getiriyoruz.
Duâda daha sonra aynı dilek ve isteklerimizi Hazret-i Âdem ve Havva, Hazret-i Nuh, Hazret-i Musa, Hazret-i İsa, Hazret-i Muhammed (asm), Cebrail (as), Mikâil (as), İsrafil (as), Azrail (as) hürmetlerine, Bismillahirrahmânirrahîm ve Elhamdülillahi Rabbi’l-Âlemin, Elif lâm mim ile başlayan Bakara Sûresi, Elif lâm mim ile başlayan Al-i İmran Sûresi, Nisa Sûresi, Mâide Sûresi, En’âm Sûresi, Elif lâm mîm sâd ile başlayan A’râf Sûresi, Enfâl Sûresi, Tevbe Sûresi, Elif lâm râ ile başlayan Yûnus Sûresi, Elif lâm râ ile başlayan Hûd Sûresi, Elif lâm râ ile başlayan Yûsuf Sûresi, Elif lâm mîm râ ile başlayan Ra’d Sûresi, Elif lâm râ ile başlayan İbrâhîm Sûresi, Elif lâm râ ile başlayan Hicr Sûresi, Nahl Sûresi, İsrâ Sûresi, Kehf Sûresi, Kâf hâ yâ ayn sâd ile başlayan Meryem Sûresi, Tâhâ Sûresi hürmetlerine ve devam ederek sıra ile Kur’ân’ın yüz on dört sûresinin her birisinin ilk âyetlerini zikri içine alarak bu sûrelerin ve âyetlerinin şefaatleriyle Cenâb-ı Hak’tan af ve bağışlanma talebini içeriyor.
Sûrelerin ardından Peygamber Efendimiz’e (asm) nazil olunan Kur’ân’ın yirmi dokuz harfinin her birisini isim isim zikrederek bu harflerin hürmetine af, mağfiret ve ihtiyaçlarımızla ilgili isteklerimizi Allah’a arz eden duâ metni, daha sonra yüz yirmi dört bin Peygamber hürmetine, insanlığın atası Hazret-i Âdem ve Havva hürmetine, dört büyük meleklerin hürmetine, Kerrûbîn ve Hamele-i Arş melekleri hürmetine, yedi kat gökyüzü ile yedi kat yeryüzü ve bu mülklerde bulunan melekler hürmetine bağışlanma dileğini içeriyor.
Ardından Allah’ın isimlerini farklı bir açıdan ele alan duâ metni, bu isimlerin hepsiyle bağışlanma ve af talebini dile getiriyor. Burada göze çarpan bir orijinallik şudur: Burada Allah’ın isimlerine isim isim yer vermekten ziyade, bu yüce isimleri kendilerine sığınılma halleri ile ele alıyor. Ardından peygamberlere ve vahye tâbi olan ve istikamet üzere bulunan muhterem zatların hürmetine istek ve dileklerimizi Cenâb-ı Hakk’a arz ediyor.
Kur’ân’dan ve hadislerden alınan bu duâ metnini, sıkıntılı hallerimizde, günahlarımızdan af ve bağışlanma istediğimiz ve ihtiyaçlarımızın giderilmesini şiddetle arzuladığımız her an, Allah’ın merhametine ve şefkatine sığınmak için okuyabiliriz.
Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, bu metin Hazret-i Ali Efendimizin tertip edip okuduğu, Ehl-i Beyt âlimlerinin sıhhatle okuduğu ve Allah’a sığındığı ve nihayet Bediüzzaman Hazretlerinin muteber görerek okuduğu ve tefeyyüz ettiği bir duâ metnidir. Duânın böylesine bir kabule mazhar olması, sıhhat açısından yeterlidir.

KENZÜ’L-ARŞ’TAN BİR DUÂ

“Rabbim! Sana ihtiyaçlarımı arz ediyorum ve Senden yükselten ve düşüren ve yaşatan ve öldüren isimlerin hürmetine, Seninle Hazret-i Muhammed (asm) arasındaki eşsiz muhabbet hürmetine, canlılara hareket veren bin bir ismin hürmetine, belâya uğrayanların imdada çağırdıkları isimlerin hürmetine, Nemrud’un ateşinden kurtardığın İbrahim Aleyhisselâm’ın zikrettiği isimlerin hürmetine, uğradığı amansız derdi giderdiğin Eyyüb Aleyhisselâm’ın zikrettiği isimlerin hürmetine, bildiğimiz bilmediğimiz Esma-i Hüsnân hürmetine istiyoruz ki: Bizi kulluğuna muvaffak kıl! Tövbemizi kabul buyur! İmanımızı sabit kıl! Bize merhamet eyle! Bizden ve Muhammed (asm) ümmetinden razı ol! Âmin…”

dini sohbet,islami sohbet,tevhidsohbet,dini sohbetler,islami sohbetler,tevhidisohbet

« Devamını okuyun...

Kabir ziyaretinin hikmetleri ,Dini Sohbet

  • Tarih : 6 Haziran 2012
  • Kategori : Dualar
  • Yorum Yok

Duâlarımız ölenlerimize ulaşıyor mu? Nasıl ulaşıyor? Kabir ziyaretinin hikmetleri nelerdir?”

Kabirde hayat vardır. Ölenlerimiz yaşıyorlar. Yalnızca cisim gömleğinden soyulmuşlardır. Ruhları hayattadır, bâkîdirler, hissederler, duyarlar, görürler, üzülürler ve sevinirler. Onlara gönderdiklerimiz ve bağışladıklarımız takdim edilir, onların feyizleri bize getirilir. Biz hissetmesek de. Onlar bizden uzakta değildirler. Sadece perde ötesindedirler. Biz onları görmüyoruz diye sakın onları unutmayalım.

Kabir ziyareti sünnettir. Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) önceleri hurafelere mesnet teşkil etmesin diye kabir ziyaretini yasaklamışsa da, daha sonra, ölülere duâ edilmesi ve ölümden ibret alınması hikmetlerine binaen bu yasağı kaldırmış ve kabir ziyaretini teşvik etmiştir. Bizzat kendisi de kabir ziyaretlerinde bulunmuştur. Muhterem annesinin kabrini ziyaret ettiği, duâ ettiği ve hislenerek gözyaşları döktüğü çok vaki olmuştur.

İbni Ebî Melike diyor ki: “Hz. Âişe’yi (ra) mezarlıktan dönerken gördüm.
“Nereden geliyorsun?” diye sorduğumda Hz. Aişe (ra):
“Kardeşim Abdurrahman’ın kabrini ziyaretten dönüyorum.” dedi.
“Resulullah (asm) mezar ziyaretini menetmedi mi?” diye sordum.
Mü’minlerin annesi (ra):
“Evet!” dedi, “Fakat sonradan bu yasağı kaldırdı.”

Kabir ziyaretinin belli başlı bir zamanı yoktur. Mezarlıklar her zaman ziyaret edilebilir ve oradaki ölmüş ehl-i imana duâlar gönderilebilir. Cuma ve Arefe günleri ölülere duâ okumanın daha faziletli olduğuna dair rivayetler vardır.

Resulullah’ın (asm) beyanına göre, kabir ziyaretinde mühim hikmetler vardır. Ebû Zerr’in (ra) rivayetinde Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur: “Mezarları ziyaret et ki, âhireti hatırlayasın! Ölüleri yıka! Çünkü düşmüş bedenle uğraşmak insana öğüttür. Cenaze namazını kıl ki, kalbine hüzün getirsin. Hüzünlü insanlar Allah’ın himayesindedir.” 1

Kur’ân’da “geçmiş insanlar” için yapılan duâ örneği vardır: “Onlardan sonra gelenler: ‘Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla!…’ derler.” 2

Yine bir hadis-i şerifte Resulullah (asm), “İnsanoğlu öldüğünde ameli kesilir. Ancak üç şey müstesna: Sadaka-i cariye (akan, kesilmeyen sadaka), kendisinden faydalanılan ilim ve kendisine duâ eden sâlih bir evlât (bırakırsa amel defteri kapanmaz; bu hayır ve duânın sevabı gelmeye devam eder.)” 3
Buraya kadar aldığımız âyet ve hadislerin ışığında diyebiliriz ki, ölenlerimize duâlarımız ulaşır, üstelik ölenlerimize duâ etmek sünnettir. Bu ameleyi, Kur’ân da teşvik eder. Bedîüzzaman (ra) ölenlerimize duâ meselesini, akla bir kapı açarak şöyle îzah eder: Ağzımızdan çıkan kelimelerin her biri, nasıl ki havanın her bir zerresince teksir edilir ve zerreden zerreye anında ulaştırılır. Meselâ radyo vasıtasıyla bir ezan okunsa bütün dünya aynı sesi, aynı ses tonuyla işitir.
Ve, elinizdeki lambanın mukabiline binlerce ayna tutsanız, her bir aynaya tam bir ışık, tam bir nur eksiksiz, tecezzîsiz, bölünmeden girer. Öyleyse, Cenâb-ı Hakk’ın, dünyamızda insanlar arası ilişkilerde “maddî havaya” verdiği vazifeyi, ölenlerimiz ile aramızdaki irtibatı sağlamak üzere manevî âlemde “manevî havaya” da vermiş olması, gayet mâkuldür. Ve duâlarımızın, ölenlerimizin tamamına bağışladığımızda, hepsine eksiksiz, bölünmeden götürülüp takdim olunması, aklen dahi kabul edilebilir bir gerçektir.4

Anlaşılıyor ki berzaha duâ nakleden manevî radyo yayındadır ve biz duâ ettikçe yayında kalacaktır. Öyleyse kabirlerde yakınlarımıza duâ ederken, diğer ehl-i imanı da duâlarımızın kapsamına almalı; hiçbir ehl-i imanı duâlarımızdan nasipsiz bırakmamalıyız.

Yakınlarımızın ölümü durumunda onlara duâ göndermek, onlara gönderebileceğimiz en iyi hediyelerdendir. Onlar duâlarımızdan hissedar oluyorlar ve istifade ediyorlar.

Dipnotlar:
1- İbni Ebi’d-Dünyâ.
2- Haşir Sûresi: 10.
3- Tirmizî, Nesaî, Ebu Davud.
4- Şuâlar, Yeni Asya Neş. S. 589.

dini sohebt,dini chat,islami sohbet,islami chat,dini sohbetlar,islami sohbetler,islami siteler,dini siteler

« Devamını okuyun...

Dua kapısı,islami sohbet,Dini Sohbet

  • Tarih : 6 Haziran 2012
  • Kategori : Dualar, Genel
  • 1 Yorum

Dua kapısı,islami sohbet,Dini Sohbet

Allah’ım bizi dâvâmızda katında bir ruh ile teyid eyle.” ne demektir? Nasıl bir duâdır? Buna ulaşmanın yolları nelerdir?”

Hiçbir alanda duâ kapısı kapalı değildir ve duânın kapsamı sınırsızdır. Hayırlı iş ve faaliyetlerimizde Cenâb-ı Hakk’ın emir ve inayetiyle yardımını talep eden bir duâ metni olan bu ifade, kendisine peygamberlik görevi verilen Hazreti Musa’nın (as), bu dâvâda kendisine bir güç, kuvvet ve yardımcı olarak kardeşinin de görevlendirilmesini ve peygamberlik verilmesini ihtiva eden duâsından alınmış olmalıdır. Konuya dayalı âyetler şöyledir:

“Hani Rabbin Musa’ya buyurmuştu: ‘O Firavun kavmi denen zalimler topluluğuna git. Hâlâ sakınmayacaklar mı?’ Musa dedi: ‘Ya Rabbi! Onların beni yalanlamasından korkuyorum. Benim göğsüm daralır, dilim tutulur. Onun için Harun’a da peygamberlik ver.’”1

Bir diğer âyette de Hazreti Musa (as): “Kardeşim Harun benden güzel konuşur. Onu da yardımcı olarak benimle beraber gönder ki, beni tasdik etsin. Çünkü beni yalanlamalarından endişe ediyorum.” Allah buyurdu ki: “Kardeşinle gücüne güç katacağız. İkinize mu’cizelerimizle öyle bir üstünlük vereceğiz ki, hiçbir şekilde size erişemeyecekler. Siz ve size uyanlar galip geleceksiniz.”2

Din ve iman hizmetinde istikamet, tutarlılık, güçlü olmak, örnek olmak, başarılı ve verimli olmak önemlidir ve hemen hepsi de duâ neticesinde Allah’ın inayeti ve yardımıyla ulaşılabilecek kuvvetlerdendir.

Güç yetirilmeyen her ihtiyaca ulaşmak için en kısa ve en sağlam yol, dua ile Allah’a sığınmak ve Allah’tan istemektir.

Takdir Allah’ındır. Hüküm Allah’ındır. Emir ve irade Allah’ındır. Kendi dininin doğru ve beşerî zaaflardan uzak biçimde neşriyle ilgili hangi yardımların ne zaman verileceğine dayalı plânlama Allah’a aittir. Yardım Allah’tandır.

Nitekim Nasr Sûresinde Cenâb-ı Hak, “Allah’ın yardımı geldiği ve fetih verildiği zaman ve insanların bölük bölük Allah’ın dinine girdiğini gördüğün zaman Rabbine hamd ederek tesbih et.”3 buyurmakla, dilediği zaman dininin neşri için yardım edeceğini bildirir.

Çünkü bu dünya ve içinde yaşayanlar Allah’a ait olduğu gibi, bu din de Allah’a aittir. Allah kendi dinine ne zaman ve nasıl yardım edeceğini elbet Kendisi tayin ve takdir eder. Kula düşen ancak duâ etmek, görevini yaparken Allah’ın yardımını istemek, kendine ait kusur ve zaaflarla dinin zarar görmemesini ve her hal ve şartta bu dinin payidar olmasını dilemektir.

İşte Hazreti Musa (as) Cenâb-ı Hak’tan bunu istemiş; Cenâb-ı Mevlâ da kardeşi Harun’u peygamber göndermek suretiyle Hazreti Musa’nın (as) duâsını kabul etmiştir.

Dipnotlar:
1- Şuarâ Sûresi, 26/12,13.
2- Kasas Sûresi, 28/34, 35.
3- Nasr Sûresi, 110/1,2,3.

dini sohbet,dini sohbetler,islami sohbet,islami sohbetler,islam,sohbet

« Devamını okuyun...

Neden duamız kabul olmaz

  • Tarih : 27 Mayıs 2012
  • Kategori : Dualar, Genel
  • Yorum Yok

Neden duamiz kabul olmuyor diyenler okusun

Büyük alim İbrahim Ethem Hazretleri’nin bir hatırası vardır. Kendisi bir ara Bağdat’tan sonra Basra’ya uğrar. Etrafını saran halk sorar;

– Ey İbrahim! musibetlerden bir türlü kurtulamıyoruz bu konuda dua ediyoruz ama kabul olmuyor. Acaba neden duamız kabul olmuyor?
Büyük Veli bunlara hemen cevap vermez;

– İzin verirseniz bir müddet içinizde kalayım, durumunuzu tetkik edeyim sonra cevabını vereyim, der.

Gereken araştırmadan sonra onları topladığı mescitte şöyle hitap eder ;

– Ey Basra halkı, halinizi inceledim. Kalbinizin günahlarla ölmüş olduğunu anladım. Ölmüş kalplerin duası kabul olmaz, der.

Halk sorar;
– Ne türlü günahlarla kalbimiz ölmüş?

Büyük Veli 10 tane günah sayar. Bunları da şöyle sıralar ;

1- Allah’ı tanıdığınızı söylüyorsunuz, ama emirlerini tanımıyorsunuz.
2- Kur’an-ı Kerim-i okuyorsunuz, ama muhtevasıyla amel etmiyorsunuz.
3- Hz. Peygamberi sevdiğinizi söylüyorsunuz, ama sünnetini sevdiğinizi göstermiyorsunuz.
4- Şeytanın düşmanınız olduğunu söylüyorsunuz, ama onunla dostluktan asla geri kalmıyorsunuz.
5- Cenneti sevdiğinizi söylüyorsunuz, ama ona layık bir amel işlemiyorsunuz.
6- Cehennemden korktuğunuzu iddia ediyorsunuz, ama ona götürecek fiillerden geri kalmıyorsunuz.
7- Ölüm haktır diyorsunuz, lakin hak olan ölüme hiç hazırlık yapmıyorsunuz.
8- Din kardeşinizin ayıbı ile uğraşıyor, kendi ayıbınızı hiç görmüyorsunuz.
9- Allah’ın lütfettiği nimetleri bolca tüketiyor, ama hiç şükretmiyorsunuz.
10- Ölülerinizi gömüyorsunuz, bir gün sizinde gömüleceğinizi düşünmüyorsunuz.

İbrahim Ethem Hazretleri bunları saydıktan sonra sözünü şöyle bağlıyor.

– Ey Basra halkı! Kalbinizi öldüren bu 10 tane günahı terk etmedikten sonra dualarınızın kabul olacağını sanmayınız. Kalbinizin dirilmesini istiyorsanız bu günahlardan kaçınmaya gayret edin. Gidişatınızı düzeltin. Göreceksiniz ki dualarınız kabul olacak, başınızdan da bela ve musibetler uzaklaşıp gidecek.

« Devamını okuyun...

Kula duâ etmek yakışır

  • Tarih : 27 Mayıs 2012
  • Kategori : Dualar, Genel
  • Yorum Yok

Kula duâ etmek yakışır
Cenâb-ı Hak bizim her duâmıza ‘Lebbeyk!’ diyor. Ancak bazen farklı şekilde kabul ediyor. Yani bizim için en güzel şekilde takdir ediyor. Rabbimizin bize her şeyi güzel sûrette vereceğine dair herhangi bir vaadi mi var? Ya da buna-–hâşâ—mecbur mu?”

Cenâb-ı Hak, Hâlık’tır; biz O’nun yarattığı mahlûkuz. O Fâtır’dır; biz O’nun yoğurduğu fıtratız. O Rahîm’dir; biz rahmete muhtacız. O Rauf’tur; biz O’nun re’fetine ve yumuşak tavırlarına muhtacız. O Rahman’dır; biz O’nun merhametini umuyoruz. O Halim’dir; biz O’nun yumuşak huylu muâmelesine muhtacız. O Ğafûr’dur; biz O’nun mağfiretine muhtacız. O Vedûd’dur; biz O’nun tarafından sevilmeye muhtacız. O Vehhâb’dır; biz isteyen ve zenginliğinden varlık ve sayısız nimetler, ihsanlar ve ikramlar uman kullarıyız. O Rab’dir; biz terbiyeye muhtacız. O Ğanî’dir; biz O’nun vermesine, feyzine ve bereketine muhtaç ve muntazırız. O Mücîb’dir; biz duâ eden ve cevap bekleyen kullarız.1
Biz O’nun kuluyuz. Duâ bizim şe’nimiz. O bizim Rabb’imiz; duâmıza cevap vermek ve dilediğince kabul etmek de O’nun şe’nidir. Biz duâmızı yaparsak, O bize cevap veriyor ve istediğimizin ya aynısını, ya da daha evlâsını veriyor. Duâmızı kabul ediyor. Duâ, O’nunla bizim aramızda en sağlam, en sağlıklı, en canlı, en diri, en hayatdâr, en salim, en emin, en kısa, en tesirli, en müstecâp, en huzurlu, en kuvvetli, en nazik ve en nezih bağlantı ve kanaldır. Bundandır ki Yüce Kitabında O, “Duânız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?” 2 diye ilân ediyor.
Ana ile evlât arasındaki nezih ve nazik muameleyi düşünelim bir kez. Evlât her istediğinde, ana şefkatinden bin bir parça olmaz mı? Eğer evlâdının istediği elinde varsa, canla-başla vermez mi? Bir yaşındaki bir yavruya annenin düşkünlüğünü ve düşkünlüğüne denk olarak yavrunun isteklerine kendisini feda edişini hesap edebiliyor muyuz?    
Hazret-i Ömer (ra) anlatmıştır: “Bir gün bir takım esirler getirilmişti. Esirler içinde bir kadın vardı; kadın sağa sola koşturup çocuğunu arıyordu. Bir çocuğa rastladığında çocuğu tutuyor, bağrına basıyor, kokluyor, okşuyor ve emziriyordu. Resul-i Ekrem Efendimiz (asm):
“Şu kadının çocuğunu ateşe atabileceğini zanneder misiniz?” buyurdu.
Biz de:
“Hayır, ya Resûlallah! Vallahi atmaz!” dedik.
Allah Resulü (asm):
“İşte Allah kullarına, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha merhametlidir” buyurdu.3 
İşte böyle bir İlâh’ımız, böyle bir Hâlık’ımız, böyle bir Yaradan’ımız, böyle bir Allah’ımız var. Elimizi açtığımızda, kalbimizi müteveccih kıldığımızda, gönlümüzü verdiğimizde, içtenlikle yöneldiğimizde bize cevap veriyor, “İsteyin; vereyim.” 4 diyor. 
Ancak çoğu zaman biz şartlardan ve kurallardan kendimizi kurtaramıyoruz; kendi kabuğumuzu kıramıyoruz, kendimizi nazdan niyaza alamıyoruz, duâ ve kulluk makamını yeterince değerlendiremiyoruz.
İslâm büyüklerinden meşhur Ata, itikâfı şöyle tanımlar: “İtikâfa giren kimse, ihtiyacından dolayı büyük bir zatın kapısında oturup, ‘İhtiyacımı karşılamadıkça buradan ayrılmam!’ diye yalvaran birisine benzer. Nitekim o da Cenâb-ı Hakk’ın bir mabedine sığınmış ve ‘Beni affetmedikçe buradan ayrılıp gitmem ya Rab!’ diyor.”
Demek, duâlarımızın kabulü için içtenlikle istemek ve yalvarmak gerekiyor. Kulluğumuzu takınmamız gerekiyor. Yakarışı sürekli kılmamız ve duâyı hiçbir şekilde elden bırakmamamız gerekiyor.
Ancak; hiç şüphesiz, bizim içtenlikle isteyişlerimiz karşısında Allah’ın duâlarımızı kabulünü ve isteklerimizin ya aynısını, ya da daha evlâsını verişini O’nun için “mecburiyet” sıfatıyla izah edemeyiz. Yani Allah bir şeye mecbur kalmaz. Allah’ı hiç kimse, hiçbir konu için “icbar” etmez, edemez, zor kullanamaz. Her zaman ve her zeminde, dünyada ve âhirette Cebbar olan Allah’tır, İcbar eden Allah’tır, başkasını mecbur bırakan Allah’tır.  
Binâenaleyh; Allah’ın yalvarışlarımıza cevap verişi, isteklerimize ilgi duyuşu, duâlarımızı kabul edişi, günahlarımızı affedişi ve bizi bağışlayışı sırf O’nun üzerimizdeki sonsuz merhametini, sınırsız rahmetini, engin şefkatini, nezih sevgisini, bize ve isteklerimize ne yüce değer verişini gösterir.
Her hâl ve her şartta Allah’a hamd olsun!

DUÂ

Ey Mücibü’d-Daavât! Duâmı makbul kıl! Sa’yimi meşkûr kıl! Amelimi mebrur kıl! Duâmı merdut, kulluğumu matrud, imanımı meşkûk, davranışımı müfsid kılma! Nifak, hilâf, fesat, kin, adavet, düşman ve şeytan fitnesinden bizi ve ehl-i imanı koru! Âmin!

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman, Mektubat, s. 234, 235.
2- Furkan Sûresi, 25/77.
3- R. Sâlihîn, 417.
4- Mü’min Sûresi, 40/6.

 

« Devamını okuyun...

Kadir Gecesi Duaları ,Dini Sohbet,islami sohbet

  • Tarih : 13 Mayıs 2012
  • Kategori : Dualar
  • 2 Yorum

Kadir Gecesi Duaları ,Dini Sohbet,islami sohbet

(ra) şöyle buyurmuştur: “Bir kere ben: ‘Ya Rasulelah! Kadir Gecesi’ne denjk gelsem ne diyeyim?’ dediğimde:

“Ey Allah! Gerçekten Sen çok affedicisin, affı seversin, öyleyse beni affet”

Aişe (ra) şöyle buyurmuştur: “Şayet ben Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu bilseydim, onda Allah-u Teal’dan ancak afiyet isterdim.”

Bu rivayettende anlaşıldığı üzere; Kadir Gecesi’nde en çok istenmesi gereken şey afiyettir. afiyet ise dünya-ahiret, maddi ve manevi tüm belalardan kurtuluş demektir. Bu konuda birçok dua mevcutsa da, en üstünü Rasulüllah (sav)’in sabah akşam asla terk etmediği şu duadır: İbni Ömer (ra) beyanına göre: Rasulüllah hiçbir sabah ve akşam şu kelimeleri bırakmazdı.

“Ey Allah! Muhakkak ben Senden dünya ve ahiret hususunda afiyet isterim. Ey Allah! şüphesiz ki ben senden af, dinim ve dünyam, ailem ve malım hususunda da afiyet isterim. Ey Allah! Ayıplarımı ört, korkularımı emniyete çevir. Ey Allah! Beni önümden ve arkamdan, sağımdan ve solumdan, bir de üstümden koru. altımdan helak edilmemden de sana sığınırım.”

Zühr, (ra)’dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Rasulüllah (sav) şöyle buyurmştur: “Her kim üç kere:

‘Halim ve Kerim olan Allah-u Tela’dan başka hiçbir ilah yoktur. Yedi kat göklerin Rabbi ve büyük Arş’ın Rabbi olan Allah’ı tesbih ederim’ derse Kadir Gecesi’ne yetişmiş kimse gibi olur.

Kaynak: Kasr!ı Arifan Dergisi, Eylül, 2010

Dini Sohbet,islami sohbet,islami chat,Nur sohbet,Nur Chat

« Devamını okuyun...

Dini Sohbet,Nazar Büyü ve Zehirli Haşerata Karşı okunacak dua

  • Tarih : 13 Mayıs 2012
  • Kategori : Dualar
  • Yorum Yok

Dini Sohbet,Nazar Büyü ve Zehirli Haşerata Karşı

İhtiyacın Karşılanması Sıkıntının Giderilmesi

Bir şey isteyen, düşman elinde bağlı kalan, rızkında darlık olan, ticaretinde ve kazancında çokluk ve kârlıllık olmayan veya seyrü sülûkünde her hangi bir fethi olmayan kimse üç gece veya yedi gece boyunca gece yarısı abdest alıp ve iki rekat namaz kılıp başını açarak ellerini havaya kaldırarak “Yâ Vehhâb” dedikten sonra ihtiyacını Cenab-ı Hakk’a arzetse Allahü teala onun ihtiyacını karşılar, sıkıntısını giderir.

Bir kimse perşembe günü duha namazını kıldıktan sonra hiç kimse ile görüşmeden, konuşmadan “Yâ Semi” ismini 100 kere okuyup Allahü teala hazretlerine hacetini arzeylerse Hak teala onun ihtiyacını giderir.

Hali değişen, fakir, garip, kimsesiz, hasta olan bir kimse abdest alıp iki rekat namaz kıldıktan sonra “Yâ Lâtif” ismini 100 kere okuyup Allah’tan hacet dilerse, ihtiyacının giderilmesini isterse Allah’da onun ihtiyacını giderir .

Kaynak: Miftahü’l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, M. Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001

İki Kişi Arasındaki Bir İhtilafın Kaldırılması

Bir yemek üzerine “Yâ Vedûd” ismini 1000 kere okuyup sonra o yemeği o muhalefet eden kimseye verirse ve yedirirse aradaki anlaşmazlık ortadan kalkar.

Kaynak:Miftahü’l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, M. Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001

Nazar Büyü ve Zehirli Haşerata Karşı

Rasulüllah (sav) Hasan ve Hüseyin’e

“Ü’îzükümâ bikelimâtillâhi’ttâmmeti min külli şeytanin ve himmetin ve min külli aynin lametiné”

“Sizi her türlü şeytan ve zehirli hayvanlardan ve bütün kem gözlerden Allah’ın tastamam olan kelimelerine sığındırırım”

Kaynak: Kasr-ı Arifan Dergisi, Temmuz 2011

Servet İsteme Duası

“Allahumme inna nes’elüke-lhüdâ vettukâ vel-afafe vel-ğına”

(Allah’ım, Senden hidayet, takva, iffet ve helal yoldan servet isterim.)

Kaynak: Mecmûatul- Ahzab, Ahmed Ziyâüddin Gümüşhanevi

Sıkıntı Durumunda

Sıkıntı anında:

“O en yüce ve çok sabırlı olan Allah dan başka hiçbir ilah yoktur. O büyük Arş’ın Rabbi olan Allah dan başka hiçbir ilah yoktur. Göklerin Rabbi, yerlerin Rabbi ve kıymetli Arş’ın Rabbi olan Allah dan başka hiçbir ilah yoktur.

Bir şey sıkıntı verdiğinde:

“Ey Heyy ve Kayyum! Sadece Senin rahmetinden yardım talep ediyorum.”

Kaynak: Kasr-ı Arifan Dergisi, Şubat 2011

Dini Sohbet,Dini Chat,islami sohbet,islami chat,Nur Sohbet

« Devamını okuyun...

Yemek Duası- Dini Sohbet,islami sohbet

  • Tarih : 13 Mayıs 2012
  • Kategori : Dualar
  • 3 Yorum

Yemek Duası- Dini Sohbet,islami sohbet

Elhamdülillah elhamdülillah

Elhamdü lillahillezii et`amenaa vesegaanee vecealenee minel müslimiyn.

Elhamdülillehi rabbil alemiyn. Vessaleeti vesseleemü alaa seyyidinaa Muhammedin ve alaa alihii ve sahbihii ecmaıyn.

Vağfu anne vağfirlenaa verhamnaa ente mevlanaa fensurnaa alel kavmil kafiriyn. (3)

Allahümme salli alaa seyyidinaa Muhammedin biadedi envaaırrızgı velfütüühaat yaa baasıtullezii yebsüturrizga limen yeşaau bi gayri hisaab. Übsut aleynaa rizgan vasian min külli cihetin min hazeeini gaybike bigayri minneti mahluug bi mahzi fazlı keramike bigayri hisaab.

Yaa ekramel ekramiyn veya erhamerrahimiyn.

İftahilbaabe yaa Allah (3)

Yaa Allahu yaa kafii yaa fettaah yaa müfettih fettih bil hayr.

Allahümmegfir sahibe hezettaami vel eekiliyn.

Allahümmec al devletehüm daaimen evleedehüm aalimen saaliha velaa tüsallit aleyhim zalimen.

Allahümme zid velaatengus niğmeten kesiyraten bihurmetil FATIHA…

Dini Sohbet,islami sohbet,islami konular,Dini Konular

« Devamını okuyun...

Sonraki Yazılar »