Tevhidedavet

Burası archive.php şablonu, Aralık 2014 ayındaki yazılar görüntüleniyor.

Dinimiz emirlerine uyarsak rahat ederiz

images (1)Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:
Geçimsizlikler, hep dinimizin dışına çıkmaktan dolayıdır. Nitekim Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri, (İslâmiyet bir dairedir. Bu dairenin dışında hiçbir menfaat yoktur ve olamaz. Bu dairenin içinde hiçbir sıkıntı yoktur) buyuruyor.

Mademki Ehl-i sünnet bir Müslüman olmakla çok kıymetli bir elbise giydik, o halde bu elbiseyi korumamız, İslamiyeti ve Ehl-i sünneti güzel bir şekilde temsil etmemiz lazımdır. Mesela insanlar, bizden emin olmalıdır.

« Devamını okuyun...

Müslüman Ve Küfür Eden Bir Müslüman

380699_392413157475328_128789931_nMüslüman Ve Küfür Eden Bir Müslüman Evet burda iki türkü bir müslüman var biri küfür eden biri dinine bağalı yaşayan öncelikle şunu belirtmek isterim Bu küfür eden aciz insanlar saadece ellerinden küfür gelmektedir tövbe edmedi edmiyordu kimler tövbe edmez bilirmisiniz Muhakkak ki Allah katında (kabul gören) tövbe, ancak bilmeden kötülük işleyip de sonra hemen tevbe edenlerinkidir İşte Allah bunların tövbesini kabul eder Allah Alim’dir, Hakimdir (Nisa:17)

Bu ayete göre; Allah (cc)’nun kabul edeceği tevbenin iki şartı vardır:

« Devamını okuyun...

Cehennem isimleri ve sakinleri

  • Tarih : 4 Mart 2014
  • Kategori : Cehennem
  • Yorum Yok

Cehennem isimleri ve sakinleri Hz. Peygamber (S.A.V) Cebrail (A.S)’ma ; “Cehennemin katlarinin sakinleri kimler olacaktir?” diye sorunca, Cebrail (A.S) sözlerine söyle devam etti:

Birinci cehennemin ismi, Sair’dir.
Ikinci cehennemin ismi, Leza’dir.

Üçüncü cehennemin ismi, Sakar’dir.

Dördüncü cehennemin ismi, Cahim’dir.

Besinci cehennemin ismi, Cehennem’dir.

Altinci cehennemin ismi, Haviye’dir.

Yedinci cehennemin ismi, Hutame’dir

« Devamını okuyun...

Kibrin dindeki yeri

  • Tarih : 13 Ekim 2013
  • Kategori : Genel
  • Yorum Yok

Kibir, kendisini başkasından üstün görmektir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kibir, hakka, razı olmamak ve insanları küçük görmektir.) [Müslim]

Fudayl bin Iyad hazretleri, (Tevazu, ister cahilden, ister çocuktan duyulsa da hakkı tereddütsüz kabul etmektir) buyuruyor. Kabul edemeyen kibirlidir. Kibirli, kendini başkasından üstün görmekle, kalbi rahat eder. Burada başkasını düşünmez. Kendini ve ibadetlerini beğenir.

Kibir, kötü huydur, haramdır. Allahü teâlâyı unutmanın alametidir. Kibirli olan, salih insan olamaz. Kibirli değilim diyen, kibirlidir. Kibir her iyiliğe engeldir, her kötülüğün anahtarıdır.

« Devamını okuyun...

İftira etmek

  • Tarih : 8 Ekim 2013
  • Kategori : Genel
  • 1 Yorum

Sual: Yalan ve iftiranın dindeki yeri nedir?
CEVAP
İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Yalan söylemek ve iftira etmek haramdır, sakınmak lazımdır. Bu iki fenalık, her dinde de haram idi. Cezaları çok ağırdır. (C.3, m.34)

İftira büyük günahtır ve çok fenadır. Bunda yalan söylemek de vardır ki, yalan, her dinde haramdır. İftirada bir mümini incitmek de vardır ki, bu da, başkaca haramdır. Bunlardan başka, iftira etmek, yeryüzünde fesat çıkarmaya, ortalığı karıştırmaya sebep olur ki, bu da haramdır. (C.3, m.41)

« Devamını okuyun...

Fıkh-ı ekberden parçalar

İmam-ı azam hazretlerinin Fıkh-ı ekber kitabının bazı bölümleri şöyledir:
İman Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, öldükten sonra dirilmeye, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, hesap, mizan, Cennet ve Cehenneme inanmak ve hepsini hak bilmektir.

Allah, birdir, doğmamış ve doğurmamıştır. Ona hiçbir şey denk değildir. O yarattıklarından hiçbirine benzemez, isimleri, zati ve fiili sıfatıyla hep var olmuş ve var olacaktır.

« Devamını okuyun...

Dünya kötü mü

  • Tarih : 2 Ağustos 2013
  • Kategori : Genel
  • Yorum Yok

Dünya, haram ve mekruhlardır. Dünya, mal, servet, dünyalık, rızk gibi manalara da gelir.
İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki:
Dünya, seni Allahü teâlâdan uzaklaştıran şeyler, demektir. Kadın, çocuk, mal, rütbe, mevki düşüncesi Allahü teâlâyı unutturacak kadar aşırı olursa, dünya olur. Çalgılar, oyunlar, faydasız, boş şeylerle vakit geçirmek (Kumar, kötü arkadaş, kötü filimler, mecmua ve romanlar) hep bunun için dünya demektir.

« Devamını okuyun...

Doğru iman ve imanı korumak

Bazıları Allah’a inanan herkesin Cennete gideceğini sanıyor. Bu çok yanlıştır. Amentü’deki altı esastan birine inanmayanın imanı geçersizdir. Bunun için inanmak değil, doğru inanmak önemlidir. Ahirette kurtulmak, ibadetin çok olmasına değil, doğru imana bağlıdır. İhlaslı ameli az da olsa, hatta hiç ameli olmasa, zerre kadar doğru imanı olsa yine Cennete girer. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kalbinde zerre kadar imanı olan Cehennemde kalmaz.) [Buhari, Müslim]

Dünyadan herkes ahirete yolculuk yapıyor. Herkes bir vasıtaya binip gidiyor.

« Devamını okuyun...

Cennete Uçuran İki Kanat: Sabır ve Şükür

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’inde “İnsanlar imtihandan geçirilmeden sadece iman ettik demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sanıyorlar?” (Ankebut, 2) ayetiyle bizleri uyarıyor. İmtihanın şeklini ise, tıpkı geçmiş ümmetleri “bazen nimetlerle, bazen musibetlerle imtihana çektiği” (Araf, 168) gibi, “Sizi bir imtihan olarak iyilikle de kötülükle de deneyeceğiz.” (Enbiya, 35) buyurarak haber veriyor. Şu halde hepimiz dünya yolculuğumuzda az veya çok, nimetle de külfetle de karşılaşacağız. Bu yolculuğun sonunda felaha ulaşmamız, karşılaştığımız genişlik veya darlığın yürüyüşümüze engel olup olmamasıyla ilgili. Her halükârda dik durup istikamet üzere yol almak ise ancak imanla, ama amel halinde tezahür eden kâmil bir imanla mümkün. İmanın hayat içindeki görünümüne, darlık zamanında ise “sabır”, bolluk zamanında ise “şükür” diyoruz.

« Devamını okuyun...

Nefs Terbiyesi NaSıl yaparız

Kendimizi yani nefsimizi terbiye etmezsek, Allah korusun, yolumuz cehenneme çıkabilir. Bu yüzden vakit kaybetmeden nefsin terbiyesi için çaba göstermek gerekir. Bunun en büyük, en etkili adımı da kâmil bir mürşidin elinden tutmaktır. Allah Tealâ’nın izniyle kâmil mürşidin yardımı, himmeti nefsimizin ayartıcılığına karşı koyup kurtulmamıza vesile olur.
Terbiye olmamış benliğimizin yani nefsimizin başımıza sardığı türlü belalar var. Bunlardan biri dünyalık emelleri yakın, eceli uzak göstermesidir. Sürekli dünyalık menfaatler, hazlar için hayal kurup, onları elde edeceği ümidiyle insanı oyalar. Param pulum, evim arabam, makam mevkim, itibarım olsun diye ister durur. Sanki dünya sonu olmayan bir yermiş gibi daima bunlara dair planlar yapmakla günlerini geçirir. Bahanesi de vardır. “Dünya için bunlar da şart!” diye diye, peşinden kovalamakta olan ecelinin ciddiyetini kavrayamaz, ahiret hesabını idrak edemez.

« Devamını okuyun...

Sonraki Yazılar »