Tevhidedavet

Burası archive.php şablonu, Ocak 2017 ayındaki yazılar görüntüleniyor.

Onlar ev de yapacaklar mı?

Nuh aleyhisselam zamanında insanların ömürleri uzunmuş, 800 – 1000 sene yaşarlarmış. Bir kadının oğlu ölür. Kadın çok ağlar. Komşu kadınlardan biri der ki:
– Niye bu kadar ağlıyorsun, Allahü teâlânın takdiri böyleymiş.
– Elbette öyledir, ben ona ağlamıyorum.
– Ya niye ağlıyorsun?
– Yavrum fazla gün görmedi diye, annelik şefkatiyle ağlıyorum.
– Oğlun kaç yaşındaydı?

« Devamını okuyun...

Hatim-i Tai’den daha cömert fakir

  • Tarih : 26 Şubat 2016
  • Kategori : Menkıbeler
  • Yorum Yok

Cömertliği dillere destan olan Hatim-i Tai’ye derler ki:
– Kendinden daha cömert birini gördün mü?
– Evet gördüm.
– Kimmiş o?
– Yetim bir gence misafir olmuştum. Bana bir koyun kesip ikram etti. Koyunun bir yeri çok hoşuma gitti. Yemin ederek (burası çok lezzetliymiş) dedim. Genç, dışarı çıktı. On koyunu varmış. Birini daha önce kesmişti. Dokuzunu da şimdi kesmiş. Benim sevdiğim kısımları pişirip önüme getirdi. Ben olanların farkında değildim. Giderken kapının önündeki kanları görünce sitemle sordum:
– On koyunun onu da kesilir mi?
– Sübhanallah bunda şaşılacak ne var? Bir şey sizin hoşunuza gitmiş. Bunu yapmak da benim gücüm dahilindedir. Bunu sizden esirgemem hiç uygun olur mu?

« Devamını okuyun...

Hafıza meselesi

  • Tarih : 30 Ocak 2016
  • Kategori : Menkıbeler
  • Yorum Yok

dinisohbet

 

 

 

Padişah, okunan bir şeyi bir dinleyişte ezberlermiş. Birinci vezir 2 defa okunanı, ikinci vezir de 3 defa okunanı ezberlermiş. Şair Abdülbaki efendi, yeni yazdığı bir şiiri, Padişaha takdim edince, Padişah, oku bakalım der. Şiir hoşuna gidince Padişah bir latîfe yapmak ister:
– Burada herkes bu şiiri bilir. Neresi yeni bunun? Yoksa sen, bilmez mi sanıyordun?

« Devamını okuyun...

Fidanlar şimdiden meyve verdi

  • Tarih : 23 Ocak 2016
  • Kategori : Menkıbeler
  • Yorum Yok

fidanlar_şimdiden_meyve_verdi

 

 

 

Bir hükümdar maiyetiyle birlikte gezintiye çıkmıştı. Yolu üzerindeki bir köyde çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu gördü, gayreti hoşuna gitti, yanına gelip latife yapmak istedi:
– Baba, sen ne diye fidan dikmeye uğraşıyorsun? Maşallah yaşını yaşamışsın, bu diktiğin fidanların meyvesinden belki de yiyemezsin.

İhtiyar cevap verdi:
– Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil evlat. Biz nasıl bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvesinden yiyorsak, bizim diktiğimiz fidanların meyvesini de bizden sonrakiler yer.

« Devamını okuyun...

Tevhıd 3 kısımdan Olusur-Dini Sohbet

1-Rubuıyet Tevhıdı

2-Uluhıyyet Tevhıdı

3-İsim ve Sıfat Tevhıdı

Rububıyet tevhıdı sudur.

aratanın Öldürenın Ölumden Sonra Tekrar Dırıltenın Rızık verenın Kaderi Belırleyenın Ve Mutlak Egemenlık Sahıbı Olanın Terbıye edenın Ve Yönetenın .

Yanlız Allah Olduğuna İman etmektır kı Mekke Müşrıklerı Tevhıdın Bu Kısmının Bırazını Kabul edıyorlar dı.

« Devamını okuyun...

İmâm-ı Kastalânî hazretleri-islami sohbet

İmâm-ı Kastalânî hazretleri, Şâfiî âlimlerindendir. 821 [m. 1418] senesinde dünyaya geldi, 923 [m. 1517]’de Mısır’da vefât etti. Çok kitâp yazdı. “Mevâhib-i ledünniyye”si meşhurdur. Bu kitabında Peygamber efendimizin faziletlerini şöyle bildirir:
Her Peygamber, kendi zamânında, kendi mekânında, kendi kavminin hepsinden, her bakımdan üstündür. Muhammed “aleyhisselâm” ise, her zamânda, her memlekette, yani dünyâ yaratıldığı günden, kıyâmet kopuncaya kadar, gelmiş ve gelecek, bütün varlıkların, her bakımdan en üstünüdür. Hiç kimse, hiçbir bakımdan Onun üstünde değildir. Bu, güç bir şey değildir.

« Devamını okuyun...

İmâm-ı Kisâî hazretleri-Dini Sohbet

İmâm-ı Kisâî hazretleri, meşhûr yedi kırâat imamından yedincisidir. Tebe-i tabiîndendir. 189 (m. 805) târihinde İran’da, Rey yakınlarında vefât etti. Buyurdu ki:
Hadîs-i şerîfte, (Ümmetimin yaptığı ibâdetlerin en kıymetlisi, Kur’ân-ı kerîmi, Mushafa bakarak okumaktır) buyuruldu. Yine bir hadîs-i şerîfte, (Namâzda okunan Kur’ân, namâz dışında okunan Kur’ândan dahâ hayırlıdır) buyuruldu. Hazret-i Alî “radıyallahü anh” buyurdu ki: (Namâzda ayakta iken okunan Kur’ânın her harfi için yüz sevâp verilir. Namâz dışında abdestli okuyunca, her harfi için yirmibeş sevâp verilir. Abdestsiz okuyunca, on sevâp verilir. Yürürken ve iş yaparken okuyunca, dahâ az sevâp verilir. Mânâsını düşünerek bir âyet okumak, başka şey düşünerek, bütün Kur’ânı hatmetmekten dahâ çok sevâptır. Kur’ân-ı kerîmi, güzel ses ile, Allah’tan korkarak ve hüzün ile okumalıdır. Sûre veyâ âyet okumaya başlarken Eûzü okumak vâciptir.

« Devamını okuyun...

MELEKLERİN HAZRET-İ ÂDEM’E SECDE ETMESİ-Dini Sohbet

MELEKLERİN HAZRET-İ ÂDEM’E SECDE ETMESİ

Yüce Allah buyuruyor:

“Hani Biz meleklere, Âdem’e secde (saygı) edin diye emir vermiştik. İblis’in dışında hepsi derhal secde ettiler. O (İblis) cinlerdendi, (secde etmeyerek) Rabbi’nin emrinin dışına çıktı.” (Kehf, 50)

Nurdan yaratılan ve onur, benlik gibi nefsanî duyguları bulunmayan melekler, derhal secde edip yüce Allah’ın emrini yerine getirirken,
Cin asıllı olduğundan, onur, benlik gibi duyguları bulunan İblis, ilâhî emri dinlemedi, Hazret-i Âdem’e secde (saygı) yapmadı ve fasıklardan oldu.
Yüce Allah İblis’e:

“Sana emrettiğim halde, (Âdem’e) secde yapmana engel olan nedir? dedi. İblis; Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten (ısıdan) yarattın, O’nu topraktan yarattın dedi.” (Araf, 12)

« Devamını okuyun...

İLK İNSAN HAZRET-İ ÂDEM’İN YARATILIŞI -Dini Sohbet

Madde âleminde her şey, birbirine bağımlı ve birbirini etkileyici zincirleme sebepler kuralına ve bu kurallar da yüce Allah’ın koymuş olduğu bir fıtrat kanununa tabidir.
İnsanlar, araştırma ve deneyimleri ile bazı fıtrat kanunlarının ayrıntılarına inebilir ve bazı sırlara ulaşabilirler. Ancak fıtrat kanunları üzerinde hiçbir değişiklik yapamazlar.
Örneğin; meteoroloji uzmanları soğuk ve yağışlı havaların geleceğini, doğruya en yakın bir şekilde tahmin edebilirler, ancak soğuk ve yağışlı havaların gelişini önleyemez, erteleyemez ve yönünü değiştiremezler.

« Devamını okuyun...

DÜNYADA HAYATIN BAŞLANGICI-Dini Sohbet

Yüce Allah buyuruyor:

“Allah gökten (atmosferden) bir su indirdi ve onunla (o su ile) ölümünden sonra yeryüzüne hayat verdi.” (Nahl, 65)

Kızgın gaz halindeki dünyayı, canlıların yaşam koşullarına uygun bir ortama dönüştüren, güneşi, ayı ve yıldızları takdir ettiği yörüngelere oturtan, hava ve su dengesini kuran yüce Allah,
Madde âlemi için koymuş olduğu denge, düzen, çekim, fizik ve kimya kanunlarını yürürlüğe koyarak, gelişmiş bitkilerin rızkı yani gübresi olacak olan ilk tür ilkel bitkileri yaratmaya başladı.

« Devamını okuyun...

Sonraki Yazılar »