Tevhidedavet

Burası archive.php şablonu, Ağustos 2016 ayındaki yazılar görüntüleniyor.

Menzil Sofisiyle İsmailağa ihvanının Birbirine iltifatı

  • Tarih : 14 Ağustos 2016
  • Kategori : sohbet
  • Yorum Yok
güller_gül_güldemeti

Menzil Sofisiyle İsmailağa ihvanının Birbirine iltifatı

« Devamını okuyun...

Kuşun öğüdü

  • Tarih : 24 Mayıs 2016
  • Kategori : Menkıbeler
  • 1 Yorum

Tamahkârın yakaladığı küçük kuş der ki:
– Beni ne yapacaksın?
– Kesip yiyeceğim.
– Benim bir lokmacık etim, ne karın doyurur, ne de bir derde deva olur. Beni bırakırsan sana üç mühim nasihatte bulunurum.
– Nasihatleri söylersen seni bırakırım.
– Birini elinde iken, ikincisini şu ağaca konunca, üçüncüsünü de karşı tepeye varınca söylerim.
– Peki birincisini söyle!

« Devamını okuyun...

Herkesin ceza ve mükafatı verilmiş

  • Tarih : 26 Şubat 2016
  • Kategori : Menkıbeler
  • Yorum Yok

Behlül Dânâ, bir gün Harun Reşid’den bir vazife istedi. Harun Reşid de ona çarşı pazar ağalığını verdi. Behlül hemen işe koyuldu. İlk olarak bir fırına gitti. Birkaç ekmek tarttı hepsi normal gramajından noksan geldi. Dönüp fırıncıya sordu:
“Hayatından memnun musun, geçinebiliyor musun, çoluk-çocuğunla ağzının tadı var mı?”
Adam her soruya olumsuz cevap verdi.

Behlül bir şey demeden ayrıldı ve bir başka fırına geçti. Orada da birkaç ekmek tarttı ve gördü ki bütün ekmekler gramajından fazla geliyor, eksik gelmiyor. Aynı soruları bu fırının sahibine de sordu ve her soruya olumlu cevap aldı.

« Devamını okuyun...

Hatim-i Tai’den daha cömert fakir

  • Tarih : 26 Şubat 2016
  • Kategori : Menkıbeler
  • Yorum Yok

Cömertliği dillere destan olan Hatim-i Tai’ye derler ki:
– Kendinden daha cömert birini gördün mü?
– Evet gördüm.
– Kimmiş o?
– Yetim bir gence misafir olmuştum. Bana bir koyun kesip ikram etti. Koyunun bir yeri çok hoşuma gitti. Yemin ederek (burası çok lezzetliymiş) dedim. Genç, dışarı çıktı. On koyunu varmış. Birini daha önce kesmişti. Dokuzunu da şimdi kesmiş. Benim sevdiğim kısımları pişirip önüme getirdi. Ben olanların farkında değildim. Giderken kapının önündeki kanları görünce sitemle sordum:
– On koyunun onu da kesilir mi?
– Sübhanallah bunda şaşılacak ne var? Bir şey sizin hoşunuza gitmiş. Bunu yapmak da benim gücüm dahilindedir. Bunu sizden esirgemem hiç uygun olur mu?

« Devamını okuyun...

Tevhîde Dâvet Seferleri,Dini Sohbet, Dini Chat, Dini Sohbetler, Dini Sohbet

Islami Sohbet Platformu, iSLamiSohbet, iSlami Haberler, Aile ve Sağlık, iSlami Rüya Tabirleri, Peygamberler Tarihi ve Hayatı, Dini Hikayeler, iSlami Chat, Dinisohbet,islamisohbet, islami sohbet türkiye’nin en büyük islami chat platformu.. burada 7/ 24 kesintisiz dini sohbetler edebilir, seviyeli arkadaşlıklar kurabilirsiniz!,islami sohbet islami chat dini sohbet islamisohbet chat sohbet islam sohbet chat

Zülkarneyn -aleyhisselâm-, memleketinin sınırlarını genişletip devletini güçlendirdi. Allâh’ın emir ve nehiylerini dünyâya tebliğ etmeye başladı. Mü’minlerden meydana gelen ordusu ile ilk önce batıya yürüdü. Her yerde kâfirleri tevhîd akîdesine dâvet etti. Batının son noktasına kadar ilerledi. Artık karalar bitmiş, engin denizlerin kıyılarına ulaşmıştı. Güneş, sanki kara bir çamur pınarına batıyor gibiydi. Orada kâfir bir kavme rastladı. Onların bir kısmı îmân etti. Îmân etmeyenlerle harb ederek hepsini mağlûb etti. Sonunda onlar da tevbe edip topluca tevhîd akîdesini kabûl ettiler. Âyet-i kerîmede bu durum şöyle anlatılır:

« Devamını okuyun...

Müslümanlar neden birbirlerinden nefret eder-Dini Sohbet

  • Tarih : 10 Kasım 2012
  • Kategori : Dini Sohbet
  • Yorum Yok

Yahudiler ve Araplar / Müslümanlar neden birbirlerinden nefret eder?

Yanıt: İlk olarak bütün Arapların Müslüman olmadıklarını ve bütün Müslümanlar’ın Arap olmadıklarını anlamak önemlidir. Araplar’ın büyük bir çoğunluğu Müslüman olduğu halde birçok Arap da Müslüman değildir. Ayrıca Endonezya ve Malezya gibi bölgelerdeki Arap olmayan Müslümanlar’ın sayısı, Arap Müslümanlar’ınkinden daha çoktur. İkinci olarak, bütün Araplar’ın Yahudiler’den nefret etmediğini ve bütün Müslümanlar’ın Yahudiler’den nefret etmediğini ve bütün Yahudiler’in Araplar ve Müslümanlar’dan nefret etmediğini hatırlamak da önemlidir. İnsanları sterotiplemekten uzak durmalıyız. Ancak genel olarak konuşursak, Araplar ve Müslümanlar Yahudiler’den hoşlanmazlar ve onlara güvenmezler ve Yahudiler de aynı şekilde Araplar ve Müslümanlar’dan hoşlanmazlar ve onlara güvenmezler.

« Devamını okuyun...

Mirasta adalet -Dini Sohbet-İSlami Sohbet

  • Tarih : 7 Kasım 2012
  • Kategori : Genel
  • Yorum Yok

Bir hanımı ve dört kızı bulunan adam ölünce mirası nasıl paylaşılır? Hanımın, kızlarını razı ederek kocasının bütün mallarını kendi üzerine geçirme niyetinden söz ediliyor. Böyle bir işlem helâl olur mu?”

Ölüm hak, miras helâl denmiştir. Adalet ise Allah’ın emridir.

Helâl olan miras adaletle dağıtılırsa kul hakkı söz konusu olmaz. Aksi takdirde kul hakkı söz konusu olur ve mahşerde hesabını ödemek insana sıkıntı verir.

Kur’ân miras hukukunu ihmal etmemiş; hükümler koymuş, oranlar belirlemiştir.

Mirasta hukuken herkes sadece kendi hissesini alır. Helâl olan budur. Eşin miras hakkı ne ise, alacağı miras sadece o kadardır.

Eşin, kocasından kalan bütün mallara el koyması halinde veya kendisi için belirlenen paydan fazla hisse alması durumunda, bu durum kul hakkını mucip olur. Hissedar çocukların saygıdan ses çıkarmamaları durumu değiştirmez, kul hakkını hükümden kaldırmaz.

Nitekim Kur’ân’ın hükmü açık ve nettir: “Çocuğunuz varsa, hanımlarınız mirasınızdan sekizde bir alırlar. Bu hisseler de, borcunuz ödenip vasiyetiniz yerine getirildikten sonradır.” 1

Âyetin hükmüne göre mirasın sekizde biri eşe tahsis edilecek, sekizde yedisi ise dört kız arasında pay edilecektir.

Hesaplamada bir kolaylık: Sekizde yediyi dört kıza daha rahat paylaştırmak için, sekizi dört kat arttırıp bölenlerinden otuz ikiye tamamlamak mümkündür. Bu durumda otuz ikide dördü eşin; otuz ikide yirmi sekizi dört kızın olacaktır. Kızın her birine otuz ikide yedi hisse düşecektir.

Dipnot:
1- Nisâ Sûresi: 12.

« Devamını okuyun...

Müslüman erkeğin sorumlulukları Nelerdir

  • Tarih : 7 Kasım 2012
  • Kategori : Dini Sohbet
  • Yorum Yok

Hanımına karşı iyi muamele etmek ve gönlünü hoş tutmak İslami konularda eşine ve çocuklarına yardımcı olmak

Eşini istemediği şeylerde zorlamamak ve hak yüklememek

Aileyi korumak ve desteklemek

Eşine ve çocuklarına vakit ayırmak

Eşinin ve çocuklarının rızkını temin etmek

Aileye güven vermek

Örnek olmak

Birlikte vakit geçirmek

İlmi çalışmalar yapmak

Çocuklara sağlıklı bir kişilik kazandırmak

Çocuklara yeteneklerine uygun bir meslek edinmeleri konusunda yardımcı olmak

Aile içinde yaşanan sorunları işbirliği ile ortadan kaldırmak.

Eşine destek olmak

Eşini ve çocuklarını takdir etmek

Müslüman erkek, eşinin ya da çocuklarının hatalarını af etmeli ve onlara şefkatle muamele etmelidir.

« Devamını okuyun...

Allah’ın affetmediği günah yoktur

  • Tarih : 7 Kasım 2012
  • Kategori : Dini Sohbet
  • Yorum Yok

Hemen başta belirtelim ki günâhlardan kaçınmak herkese farzdır. Tevbe edilmeyen herhangi bir günâhtan Allahü teâlâ intikam alabilir. Çünkü gazâbını günâhlar içinde saklamıştır… Kulunu, bir günah yüzünden büyük azaba maruz bırakabilir. Yüz bin sene ibadet eden iyi bir kulunu, sonsuz olarak Cehenneme koyabilir. Mesela yüz bin sene itaat eden İblis, kibrederek secde etmediği için sonsuz olarak Cehennemlik oldu… Âdem aleyhisselamın oğlu, bir adam öldürdüğü için ebedi Cehennemlik oldu… Her duası kabul olan Belam-ı Baura, bir günaha meylettiği için imansız gitti… Karun zekat vermediği için malı ile helak oldu. O halde her günahtan kaçmaya çalışmalı.

« Devamını okuyun...

Zaman nedir? İnsan tarafından kontrol edilebilir mi-Dini Sohbet Plartformu

  • Tarih : 4 Kasım 2012
  • Kategori : Dini Sohbet
  • Yorum Yok

Zamanın bir tanımı var mıdır? İnsan zamanı kontrol edebilir mi

Filozofların önemsedikleri ve görüş ayrılığına düştükleri felsefî önemli konulardan birisi zaman meselesidir. Zaman hakkında değişik teoriler öne sürülmüştür. Meşhur filozoflar şöyle demektedir: Zaman hareketin miktarıdır, müstakar olmayan bir varlıktır ve hareketle vardır. Hareket onu taşır. Molla Sadra şöyle der: Zaman hareketin miktarıdır ve hareket etmeleri açısından hareket eden şeylerin ölçüsüdür. O, zamanı ispat etmek için doğa bilginlerinin meseleleri kanıtlamada kullandığı gözlem yöntemini kullanmıştır. Molla Sadra zamanı kanıtlamada bilinen şu burhanı kullanmıştır: İki hareket eden şey belirli bir yerden belirli bir maksada doğru hareket eder ve biri belirlenmiş ve tayin edilmiş maksada daha çabuk ve diğeri ise daha geç ulaşır. Diğer bir konu ise insanın zamanı denetimi ve kontrolü altına alıp alamayacağıdır. Zaman her bireyin en değerli sermayelerinden biridir. Gerçekte insanın elinde bulunup geri gelmeyen, satın alınamayan, üretilmeyen ve yeniden bulunamayan bir sermayedir.

« Devamını okuyun...

Sonraki Yazılar »